aldatmak nedir - aldatmak ne demek - eşini aldatmak nedir

Aldatmak Nedir?

“Aldatmak nedir” sorusu, çift ilişkisinde yaşanan ihanetin anlamını sorgulayan temel bir sorudur. Aldatma tanımı kişiden kişiye değişse ve aldatma anlamı yüklenen durumlar herkese göre farklılaşsa da, çoğunluğumuzun “Evet bu bir aldatmadır” diyebileceği net durumlar da var.

Aldatmak Nedir, Ne Değildir?

Aldatmak, en başta da ifade ettiğimiz gibi, ihanet etmek ve eşin kandırılması anlamına gelir. Aldatmanın en çarpıcı biçimleri, cinsel ilişki kurarak aldatmak ve derin bir duygusal bağ kurarak aldatmak olarak görülür. Eşin dışındaki bir kişiyle cinsellik yaşamak aldatmak olarak kabul edilir. Eşin dışındaki bir kişiyle duygusal paylaşımlarda bulunmak ve eşle değil de bu kişiyle derin bir duygusal bağ kurmak da aldatmak olarak kabul edilir. Bunların her ikisi de eşin büyük ve onarılması çok zor olan ruhsal bir darbe yaşamasına sebep olur. Hiç kimse bu durumla karşılaşmak istemez. Ne yazık ki bir çoğumuz aldatılma durumu ile karşılaşırız ve bununla baş etmek ne denli zor olsa da, baş etmeye çalışırız.

Eşler, birbirleri için bu hayattaki en yakın insanlardır. Bu hakikatten hareketle, normal ve doğal olarak eşlerin birbirleriyle sohbet etmeleri, birbirleriyle dertleşmeleri, birbirleriyle cinselliği yaşamaları, duygusal yakınlaşmaları birbirleri ile yaşayıp birbirleriyle duygusal bağ kurmaları beklenir.

aldatmak nedir - aldatmak ne demek - eşini aldatmak nedir
Aldatmak nedir?

Aldatmak İçin Başkasıyla Duygusal Bağ Kurmak Yeterli mi?

Eşler birbirleriyle duygusal bağ kurar, birbirleriyle duygusal paylaşımlarda bulunurlar. Günümüzün en yaygın görülen aldatma biçimlerinden biri, eşle kurulması gereken duygusal bağı başka biriyle ya da birileriyle kurmaktır. Eşle ilişki duygusuzca ve düz bir şekilde giderken, onunla ilişki son derece sıradan ve sıkıcı bir halde, en asgari paylaşımlarla mutsuz bir ilişkiye dönüşürken bu ilişkiyi mutlu bir ilişkiye çevirmek için hiçbir şey yapmamak. Bunun yerine başka erkeklerle ya da kadınlarla duygusal bağ kurma gayreti içinde olmak. Bu durum hakikaten de büyük bir aldatma ve kandırmadan başka bir şey değildir. Gazetelerde bu durumları çok sık görüyoruz. Bir kadın evde eşiyle son derece mutsuz bir ilişkiyi sürdürürken, iş yerindeki bir iş arkadaşıyla öylesine bir duygusal bağ kurabiliyor ki, çoğu evli çiftin böyle bir bağ kurabilmek için azami çaba göstermelerini beklersiniz. Bir erkek eşine evlilikleri boyunca hiçbir zaman güzel bir söz söylememişken bir bakıyorsunuz ki internetten tanıştığı kadınlara tarihin gördüğü en büyük aşk uzmanı oluyor. Eşi bir güzel sözüne hasretken, çocukları babalarından sevgi, ilgi alaka görmeye açlık çekerken büyük aşk uzmanı internette başka kadınların gönlüne girmek için çaba sarf ediyor. Bu da apaçık aldatmaktır, kandırmaktır.

Başlıkta yazmış olduğum sorunun cevabı, evet olmalıdır. Aldatmak için ille de cinsellik yaşanması gerekmemektedir. Duygusal aldatma sürerken kadın erkek ilişkisinin doğası gereği bir yerinde cinsellik de yaşanabilmektedir. Cinsellik yaşansın, yaşanmasın, duygusal ilişkiyi eşle değil de başkasıyla kuran kişiler eşini aldatıyor diyebiliriz.

Aldatmak Cinsel İlişki Kurarak da Olur

Aldatmak nedir sorusuna cevap verdiğim yazımda, aldatmanın çok sık karşılaşılan ve gazetelerde, TV lerde en çok karşımıza çıkan biçimlerinden biri olan cinsel aldatmaya da değinmek istiyorum. Kadının eşini aldatması neredeyse lanetlenmiş bir eylemdir. Kadın eşini aldattığında eşinin durumunun ne olacağını tahmin edebilmek zor değildir. Büyük bir yıkım, büyük bir travma ve aldatılmış olmanın en ağır yükünü taşımaya çalışan bir insan. Aldatmak, erkek tarafından gerçekleştirildiğinde de durum aynı olmaktadır. Bu kez kadın için büyük bir yıkım, büyük bir travma ve aldatılmış olmanın en ağır yükünü taşımaya çalışan bir insanla karşılaşırız.

Erkeğin kadını aldatması bizlere daha masum görünür. Sanki olabilirmiş gibi. Olabilirmiş ama sonrasında evlilik daha kolay toparlanırmış gibi. Halbuki medyada, gazete ve TV lerde okuyor ve de seyrediyoruz. Aldatmanın olduğu evliliklerin bir kısmı toparlanamıyor, düzeltilemiyor. Aynen kırılan bir bardağı yapıştırmak gibi. Bardağın parçaları yapıştırsanız da bir arada durmuyor. Aldatma birçok evliliği bu şekilde yıkıp bitiriyor.

Erkeklerin çapkın olmakla övündüğü toplumlarda aldatma gibi bir kelime hiç kullanılmaz. Aldatma kelimesinin sevimsizliği ve keyif kaçıran tatsız manası sebebiyle bu kelimenin kullanılmasından özenle kaçınılacaktır. Bunun yerine “Hızlı” ya da “Hovarda” ya da “Gönül avcısı” olmak tercih edilecektir.

Aldatan Kadın ve Aldatan Erkek

Aldatan kadın da, aldatan erkek de aynı yoldan ilerler. Bu yol eşin kandırılmasından, bir süreliğine yalanla avutulmasından geçmektedir. “Ne yapayım ben böyleyim” diyerek aldatma eylemini yapmak zorunda olduğunu söyleyen kadınlara ve erkeklere şu soru sorulmalı diye düşünüyorum : “Madem sen böyleydin o zaman neden evlendin?”. Bu soru bana mantıklı görünüyor. Madem ki bir adam ya da kadın kendisini çapkın, hızlı, hovarda bir gönül avcısı olarak kabul ediyor, niye bir yuva kurmak ve aile olmak isteyen insanla evleniyor? Yuva kurmak ve aile olmak isteyen insan bir gönül avcısıyla evli olduğunu fark ettiğinde büyük bir yıkımla karşılaşacak ve evliliğini sürdürme ya da bitirme yönünde bir karar almak zorunda kalacaktır.

Eşini Aldatanlar Bencil mi?

Eşini aldatanları düşündüğümde bu insanların bencil olduğu sonucuna varıyorum. Hem bir yuva kuruyor, sıcak yuvada olmanın huzur ve mutluluğunu yaşamaktan geri durmuyor, hem de aldatma peşinde koşuyorlar. Bencillik sahip olduğuyla yetinmeyip başkalarının haklarını gasp etmeyi alışkanlığa çevirmektir. Bencil adamlar ve bencil kadınlar gözü başkasının hakkında olan insanlardır diye düşünüyorum. Aldatmak aslen bir yalandan ve kandırmacadan ötesini anlatıyor. Yalan ve kandırmaca işin sadece bir yönü iken, eşe verilmesi gerekenler bir kenara ayrılıp başkalarıyla paylaşılıyor, dolayısı ile onun hakkına girilmiş oluyor. Bu yönü dinimizce de aldatmanın yasaklanmış bir eylem olmasını anlamamızı kolaylaştırıyor.


Online Psikolog

sadakat nedir - aşkta sadakat - sadakat nedir niçin önemlidir - sadakat neden önemlidir

Sadakat Nedir?

Sadakat nedir sorusu evli olsun olmasın çoğu çiftin anlamını bildiği, bazı çiftlerin ise hem anlamından, hem de günlük yaşamlarımıza ne şekilde etki etmesi gerektiğinden habersiz oldukları bir soru. Sadakat, kelime anlamı itibarı ile eşlerin birbirine sadık olmaları anlamına gelir. İki eş, birbirine sağlam bir bağla, güvenle bağlanır ve birbirlerini yaşadıkları müddetçe koruma, birbirlerine zarar vermekten uzak durma, birbirlerinin güvenliğine ve varlığına tehdit oluşturabilecek hiçbir eylemde bulunmama anlamlarını taşır. Karşılıklı olarak birbirine sadık olan eşler, sadakatin anlamını bilmenin ötesinde, sadakat gibi önemli bir değere uygun hareket etmiş de olurlar.

sadakat nedir - aşkta sadakat - sadakat nedir niçin önemlidir - sadakat neden önemlidir
Sadakat Nedir ve Neden Önemlidir?

İnsan İlişkilerinde Sadakat

Sadakat, sadece çift ve evlilik ilişkisinde değil, tüm insan ilişkilerinde önemli bir değerdir. İnsanlar, yakınlarına karşı gönülden bağlıdırlar ve yakın oldukları kişilerin yararını düşünür, onların zarar görmelerine sebep olabilecek eylemlerden ve durumlarda titizlikle uzak durma gayreti gösterirler.

Çift ve evlilik ilişkisinde sadakatin farklı boyutları bulunmalıdır. Yukarıdaki satırlarda bahsetmiş olduğumuz göülden bağlı olma ve yakın olduğu kişinin yararını düşünüp, onun zarar görmesine sebep olabilecek eylemlerden ve durumlardan titizlikle uzak durma gayretinin azamisi çift ve evlilik ilişkisinde bulunmalıdır.

Cinsel Sadakat Nedir?

Cinsel sadakat, evlilik ilişkisinde yer alan kadın ve erkeğin birbirlerine cinsel anlamda sadık kalmaları anlamına gelmektedir. Cinsel sadakate önem veren eşler, eşi dışında bir insanla cinsel içerikli hiçbir paylaşımda bulunmaz. Sadakatin cinsel boyutu çok önemlidir. Aldatma durumu, genellikle cinsel sadakatsizlik şeklinde görülür ve bu tür eylemler çiftlerin ilişkilerine ve evliliklerine çok ciddi zararlar verir.

Sadakat ve cinsel sadakat tüm insan toplumlarında önem verilen bir kavramdır. Yer yüzünde yaşayan tüm insan toplulukları sadakate ahlaki bir değer ve anlam verirler. Çift ilişkisinin ve evliliklerin sürmesini, eşlerin birbirlerine saygı ve sevgi duyarak aralarında sağlam bir bağ kurmalarını sağlayan temel değerlerden biridir.

Sadakatsizliğin görüldüğü evliliklerde, aldatılan eş, aldatan eşe güvenini kaybeder, ihanete uğratıldığını ve güvenliğinin tehlikeye atıldığını düşünür, endişe, kaygı ve korkuyla birlikte utanç / öfke hisseder. Aslında aldatılan eşin hissettiği duyguların şiddeti de, aldatma sonrası ilişkinin içine düştüğü açmazlar da sadakatin ne denli önemli bir değer olduğunu bizlere hatırlatan önemli hatırlatıcılardır.

Çift ilişkisini ve evliliği sadakat kavramının değerini bilmeksizin yaşayan insanlar, sadakatsizliğin ilişkiye verdiği zararı da görmezden gelirler. Bu kişiler aldatmayı “aldatma” olarak değil de bir hak olarak görürler. Aldatmak, ihanet etmek ve vefasızlık acı verir ve sadakatsizliğin verdiği acı bunlara benzer.

Sadakate uygun davranan eşler birbirleriyle yakındırlar, birbirlerine duygusal açıdan yakın hissederler. Sadakatsiz eşlerse birbirlerine uzaktırlar, duygusal açıdan da uzak hissederler. Eşlerini özel hissetmedikleri gibi, eşlerinin yanında kendilerini de özel hissetmezler. Evlilik ve çift ilişkisi bu kişiler açısından sıradan, öylesine ilişkiler gibidir ve büyük bir anlama sahip değildir.

Sadakatli olmak, eşlerin birbirlerine duydukları güveni güçlendirerek ilişkinin her geçen gün daha anlamlı ve daha derinlikli bir ilişki haline dönüşmesine yardımcı olur. Eşler birbirlerini özel hisseder ve hissettirirler. Sıradanlıktan ve öylesine ilişkilerden farklı olarak birbirlerine özel davranırlar. Birbirlerini her durumda ve ortamda koruyan, birbirlerinin güvenliğini, emniyetini mümkün olan en iyi şekilde gözeten insanlardır.

Çiftler Açısından Sadakatin Önemi

Çift ilişkisinde aranan temel özelliklerden bir tanesi sadakattir. Sadakat, tüm dünyadaki insan toplumlarının büyük çoğunluğu tarafından önem verilen ve hassasiyetle yaklaşılan bir kavramdır. Kısaca ifade etmemiz gerekirse, insanların (kadın ve erkek fark etmeksizin) büyük çoğunluğu “Benim için sadakat önemlidir” der.

Peki sadakat bu denli önemli iken bizler sadakate uygun hareket edebiliyor muyuz,  dikkat ediyor muyuz?


Online Psikolog

bedava online psikolog - sanal psikolog ücretsiz psikolojik destek - internetten ücretsiz psikolojik yardım - internetten ücretsiz psikolojik destek

İnternetten Ücretsiz Psikolojik Destek Almak İster misiniz?

İnternetten ücretsiz psikolojik destek alabileceğinizi biliyor muydunuz? Ücretsiz sanal psikolog projemizle siz de deneyimli bir klinik psikolog ile bedava görüşme yapabilirsiniz. Psikolojik yardım, her insanın dönem dönem ihtiyaç duyabileceği bir uzman yardımıdır. Hayatımızda problemler artık bizi ve yakınlarımızı etkilemeye başladığında, sorunların çözümü için bir uzman desteği almaya ihtiyaç duyarız. Sanal psikoloğunuz, internetten ücretsiz psikolojik destek almaya ihtiyaç duyduğunuzda sizin yanınızda.

İnternetten Ücretsiz Psikolojik Destek Alabileceğiniz Durumlar

İnternetten hiçbir ücret ödemeden, tümüyle ücretsiz psikolog yardımı alabileceğiniz durumları şöyle sıralayabiliriz:

Kendinizi eskiye göre daha mutsuz, daha hüzünlü, daha endişeli, daha gergin ya da daha öfkeli hissediyorsanız, anlaşılmadığınızı ve insanların sizi anlamakta zorlandıklarını düşünüyorsanız bedava online psikolog yardımı alabilirsiniz.

İnsan yaşamındaki bazı geçiş dönemlerini atlatmak zordur. Bu dönemlerin kendine özgü zorlukları vardır ve bu yönü ile geçiş dönemleri online psikolojik destek almanın yararlı olduğu zamanlardır.

Çevremiz, yakınlarımız, sevdiklerimiz bazen bize yardımcı olmakta zorlanırlar. Bazense bize yardım edemeyeceklerini düşünürüz. Çevremizdekilerin bize yardım edebilmesinin çok zor olduğu, sağlıklı bir karar almamızda bize doğru yolu bulmamızda yardımcı olabilmelerinin zor olduğunu gördüğümüzde de ücretsiz online psikolojik yardım alabiliriz.

Geçmiş yaşantılarımızın bugün üzerinde büyük bir yük oluşturduğunu fark ediyorsak ve bu yüklerden kurtulmak için işe yarar bir adım atmak istiyorsak da psikolojik destek alabiliriz.

Bazılarımız yaşamın akışı sırasında çeşitli alışkanlıklar edinir, dünyamızı bunlarla sınırlandırırız. Örneğin sigara, alkol, madde bağımlılıkları bizim yaşamımızın önemli bir kısmını oluşturur. Bazılarımız için zarar veren, zehirleyici ilişkiler bir bağımlılık halinde sürüp gider. Bu bağımlılıkların tümü de insan sağlığına zararlıdır ve en mantıklı olan, bunlardan kurtulmanın bir yolunu bulmaktır. Bu konular hakkında da ücretsiz online psikolojik destek alabilirsiniz.

Evlilik ve çift ilişkinizde sorunlar yaşıyor olabilirsiniz. Bu sorunlar, yaşam kalitenizi olumsuz yönde etkiliyorsa, bunlar hakkında ücretsiz online psikolog yardımı alabilirsiniz.

Sınav kaygısı, panik atak ve panik bozukluk, okb, depresyon gibi çok yaygın görülen psikolojik sorunlar hakkında bir uzman klinik psikoloğa danışmak isterseniz de bedava psikolog hizmetinden yararlanabilirsiniz.

bedava online psikolog - sanal psikolog ücretsiz psikolojik destek - internetten ücretsiz psikolojik yardım - internetten ücretsiz psikolojik destek
İnternetten ücretsiz psikolojik destek almak ister misiniz?

Bedava Online Psikolog Hizmeti Almak İstiyorsanız

Ücretsiz online psikolog hizmeti almak için size burada vereceğimiz bilgileri takip etmeniz yeterlidir. Burada göstereceğimiz yolu takip ettiğinizde siz de bedava online psikolog görüşmeniz için randevu alacaksınız.

Sanal Psikolog Ücretsiz Psikolojik Destek Veriyor

Sanal psikolog ücretsiz psikolojik destek hizmetinden yararlanmak için öncelikle aşağıda verdiğimiz sayfada yardım almak istediğiniz konuyu istediğiniz gibi anlatın. Durum hakkında online psikoloğunuzun bilmesi gerektiğini düşündüğünüz bilgileri vermeniz, yapacağınız online görüşmenin verimli geçmesi açısından önemlidir. Kimlik bilgileriniz yayımlanmayacaktır. Sayfada anlattığınız sorun okunup incelendikten sonra eğer herhangi bir kimlik bilgisi (Soyadınız veya sizin başkalarınca tanınmanıza neden olabilecek her tür bilgi) verdiyseniz bu bilgiler gizlenecektir. Bu uygulama, sizi koruma amaçlı olarak yapılmaktadır.

İnternetten Ücretsiz Psikolojik Yardım Almak İçin

Yazımızın en başından beri size bahsettiğimiz internetten ücretsiz psikolojik destek almak için yapmanız gereken, aşağıda gördüğünüz Online Psikolog linkine tıklamak ve açılan sayfanın sonundaki soru bölümüne yardım almak istediğiniz konuyu anlatmanızdır. Yardım almak istediğiniz konuyla ilgili yazınız okunduktan sonra size bedava online psikolog randevunuz için bir mail gönderilecektir. Soru yazdığınız sayfada e-mail bölümüne kullandığınız e-posta adresinizi girmeyi unutmayın. Siz sorununuzdan bahsettiğiniz yazıyı yazdıktan sonra en kısa zamanda internetten ücretsiz psikolojik destek vermek üzere bir randevu oluşturulacaktır. Yapacağınız görüşmede uzman klinik psikoloğumuza vereceğiniz tüm bilgiler gizli kalacaktır. Görüşmeniz 15 dakika sürecektir ve klinik psikologla birlikte bir değerlendirme seansı şeklinde gerçekleştirilecektir.

İnternetten ücretsiz psikolojik destek için tıklayın:

Online Psikolog

mutsuz evlilik - mutsuz evlilik nasıl anlaşılır - mutsuz evlilik mi boşanmak mı

Mutsuz Evlilik Nasıl Anlaşılır?

Mutsuz evlilikler çiftin evlilik ilişkisinden ihtiyaçlarını temin edemediklerinde evliliğin keyif veren, mutluluk ve umut vadeden doğasını kaybetmesiyle ortaya çıkar. Mutsuz evlilik hem ihtiyaçları gidermez, hem de çifti oluşturan bireylerin yaşam kalitesini düşürür.

Mutsuz Evlilik Neden Zor?

Mutsuz evlilik neden zor diye sorulacak olursa, sanıyoruz ki doğru cevap mutsuz evliliğin eşleri inciten, yaralayan özellikte olması olacaktır.

Mutsuz evlilik, evlilik ilişkisinde temelde problemlerin yer aldığı bir evlilik biçimidir. Bu evliliğin temel sorunlarından biri, eşler arasında düzgün bir iletişimin bulunmayışıdır. Bazı çiftlerde ise bu bile bulunmamaktadır yani eşler arasında hiçbir iletişim kurulmamaktadır. İletişimsizliğin önemli bir şekli ise, iletişim olmayan tarzda diyaloglar geliştirmektir. Örneğin aşağılama, lakap takma, küfretme, yadırgayıcı ifadeler kullanma ve eleştirme yoluyla diyalog kurmak problemli iletişimin belirtileridir.

Mutsuz evlilikte eşler birbirlerini anlama gayreti göstermezler. Eşim ne hissediyor diye sormazlar. Eş zorluklar içinde de olsa, içinden çıkamadığı kısır bir döngüye de girse onun durumunu anlama çabası gösterilmez, yardım da edilmez. Normal ve mutlu evliliklerde karşılaşıldığında çiftin birbiri ile bağını kuvvetlendirecek olan durumların tümünde kötü bir sınav verilir ve bağlar zayıflar. Bağların zayıflaması ve iki eşin birbirinden manevi olarak uzaklaşması ise, eşlerin arasındaki ilişkinin kalitesini ve içtenliğini ortadan kaldıracaktır.

Mutsuz evlilik, eşlerin birinin tercihlerini yansıtır. Her iki eşin de ne istediğiyle ilgilenilmeyen mutsuz evlilikte, eşlerden biri çoğunlukla mutsuzluğa mahkum edilir. Normal evliliklerde her iki eşin de tercih ve beklentileri eşit ölçüde önemli ve değerli iken, mutsuz evlilikte eşlerden bir tanesi korunup kollanır, önemsenir. Diğeri ise umursanmaz, fikir, düşünce, tercih ve beklentileri göz ardı edilir.

mutsuz evlilik - mutsuz evlilik nasıl anlaşılır - mutsuz evlilik mi boşanmak mı
Mutsuz evlilik yaşam kalitesini düşürür.

 

Mutsuz evlilik, eşlerin ortak kararlar almadığını görürüz. Hiçbir konuda ortak karar alma alışkanlığı bulunmayan mutsuz çiftler ekonomik konularda tek tarafın istekleri ya da çıkarları yönünde kararlar alırlar. Bazen de bu kararlar eşlerden birinin keyfi harcamaları sonucu ve diğer eşin haberi olmadan verilir. Eşten habersiz yapılan yüklü harcamalar, veya bahis kumar gibi etkinliklerde kaybedilen paralar mutsuz evlilik yapan evliliklerin daha da mutsuz olmasına neden olur.

Mutsuz Evliliklerde Yakınlarla İlişkiler

Mutsuz evliliklerde eşlerden birinin anne baba, kardeş ve akrabaları ile yakın bir ilişki kurulurken, diğer eşin anne baba kardeş ve akrabaları ile tümüyle kopuk bir ilişki geliştirilir. Bazen de her iki eşin de ailesi ile uzak ve kopuk ilişkiler geliştirilir. Mutsuz evliliğin sorunları şiddetlendiğinde bu sorunların tetiklenmesinde anne baba, kardeş ve akrabaların rolleri olduğu düşünülerek uzaklaşma gerçekleşir.

Dayanışma ve Yükün Paylaşılması

Mutsuz evli çiftler arasında bir dayanışma ve yardımlaşma görülmez. Herkes kendi yükünü kendi taşır. Eşlerden biri diğerinin yükünü paylaşmayabilir, bazen de her iki eş karşılıklı olarak yük paylaşımını reddederler. Örneğin ev eşyalarının düzenlenmesi sırasında erkek “Bu beni ilgilendirmez” diyerek geri çekilmeyi tercih eder. Benzer bir davranışla kadın evde yemek yapmayı ya da çocuklarla ilgilenmeyi tümden bırakabilir ve eşine “Sen yap” diyebilir. Bu tür davranışlar, eşlerin birbiri ile dayanışma içinde olmadığını gösterir. Kopuk ilişkilerde eşler birbirleri için bir şeyleri kendiliğinden yapmayı gereksiz görürler. Lüzumsuz görülen bu olumlu davranışlar aslında evliliklerin doğasına en uygun davranışlardır. Evlilik, insanların birbirlerinden bir şeyler alma yarışı gibi görüldüğünde, “Kim kimden ne koparabiliyor?” sorusunun peşinden gidildiğinde anlamsızlaşmaktadır. Bunun yerine “Ben eşim için ne yapabilirim?” sorusunun peşinde olmak mutsuz evlilikten kurtulmak için önemli bir adım olacaktır.

Mutsuz Evlilikte Cinsel Yaşam

Mutsuz evlilik, cinselliğin neredeyse hiç yaşanmadığı bir ilişki şeklidir. Eşler cinsellikten uzaklaşmıştır. Bazı mutsuz evliler cinsellikten soğuduğu için ve cinsellik konusu artık akıllarına gelmediği için eşle cinsellik yaşanmaz. Bazı mutsuz evliliklerde ise eşlerden biri ya da her ikisi mevcut evliliğine “Bitmek üzere olan” bir evlilik gözüyle bakarak cinselliği sonraya ertelemektedirler.

Mutsuz Evlilik mi Boşanmak mı Daha Mantıklı?

Mutsuz evliliğin mevcut haliyle sürdürülmesi mantıksızdır. Çoğu mutsuz evlilik, eşlerin yaşam kalitesi üzerindeki olumsuz, zararlı etkilerine rağmen sürdürülür. İşin daha da kötüsü, evliliğin düzelmesi ve eşleri mutlu eden evliliğe dönüştürülmesi için herhangi bir girişimde bulunulmamasıdır.

Senelerce mutsuz ve huzursuz bir evliliği sürdüren ve bu yazımda ele almış olduğum zararlı etkilerden muzdarip olan çiftler, yaşadıklarını normal sayarlar. “Böyle olması gerekiyor” derler ve bu nedenle de herhangi bir sorgulama yapmaksızın mutsuz evliliği sürdürürler.

Mutsuz evliliklerin mutlu evliliklere dönüşmesi mümkündür. Bunun için profesyonel destek alınması faydalı olabilir. Evlilik danışmanı veya evlilik terapisti yardımı alınarak evliliği mutsuz evliliğe dönüştüren problemlerin, kemikleşmiş sorunların tanınıp çözülmesi sağlanabilmekte.

Evlilik danışmanlığı veya evlilik terapisi gibi profesyonel yardımlar alınmadığında mutsuz evliliğin zararlı etkisi devam edecektir. Yazımın başlarında ifade ettiğim gibi birçok çift mutsuz evliliklerini sürdürmeyi tercih ederken bazı çiftler de bu gidişe bir dur demekte ve boşanmaktadırlar.

Boşanma, yaşadığı sorunlarla evlilikleri mutsuz evliliğe dönüşmüş olan ve bu mutsuz evliliği düzelterek mutlu evliliğe dönüştürmek içi çaba harcamayan çiftler için tek nihai çözümdür.


Online Psikolog

psikoloji bilimi nedir - psikoloji nedir - psikoloji ne demek - psikoloji bilimi alt dalları

Psikolojinin Konusu ve Amaçları

Psikoloji temel olarak insan davranışlarını ve düşüncelerini inceleyen bir bilim dalıdır. Bunları ve bunlar üzerinde etkili olan faktörleri araştıran bilim dalıdır psikoloji.

Psikoloji Ne Demek?

Psikoloji insanın davranışsal, duygusal ve düşünsel tepkilerine odaklanır. İnsanın yaşadığı çevreyle etkileşimine, uyumuna bakar. Psikoloji, bir yönüyle basit ve düz bir “Ruhbilim” adlandırmasıyla adlandırılırken, diğer yönüyle çok canlı, renkli ve içinde bilinmezleri olan insan adlı varlığı anlama amacıyla dopdolu bir bilim özelliğine sahiptir.

Bilim, yeni keşif ve ölçümlerle ilerleyen sistemli bilgidir. Psikoloji de bir bilimdir ve psikoloji bilimi de yeni keşiflerle, bulgularla, araştırma sonuçları ile sürekli ilerler. Bir zamanlar doğru kabul edilen bir bilgi günümüzde “Yanlış” sayılabilir. Bunun nedeni, bilimin “Mutlak doğru” olarak varsaydığı bir doğrunun bulunmaması, doğrunun zaman içinde değişkenliği, gerçeğin zamanla daha farklı tanımlanabilmesi. Dünün doğruları bugün “Yanlış” sa bugün bizler tarafından doğru kabul edilen bilimsel veriler yarın “Yanlış” kabul edilebilecektir. İşte psikoloji biliminin de sahip olduğu özellik budur. Daha mantıklı, daha geçerli bir bilgiye ulaşıldığında mevcut bilgi geçersiz sayılacaktır.

psikoloji bilimi nedir - psikoloji nedir - psikoloji ne demek - psikoloji bilimi alt dalları

Psikoloji Bİliminin Alt Dalları : Psikolojinin Uzmanlık Alanları

Klinik psikoloji alanı, psikolojik sorunları, psikopatolojileri ve bu sorunları yaşayan insanlara yardım yollarını araştıran, psikoterapi yöntemlerini uygulamakla yetkili uzmanlık alanıdır. Klinik psikologlar, hastalarla ve psikotepapi gören danışanlarla çalışırlar. Bu kişilere yardımcı ola yöntemlerini, tedavilerini ilaçla birlikte ya da ilaçsız olarak nasıl ilerleteceklerini gösterir ve yardımcı olurlar.

Gelişimsel psikoloji alanı, doğumdan itibaren insan gelişiminin aşamalarını inceler, değerlendirir ve bu dönemlere dair ayrıntılı araştırmalar yapar, detaylı bilgiye sahiptir.

Endüstri ve örgüt psikolojisi (I/O Psychology) alanı, insanın örgütsel davranışlarını, insanın organizasyon içindeki davranışlarının üretime ve verimliliğine etkisini inceler, ve işlevsel davranışların geliştirilmesini hedefler.

Sosyal psikoloji, toplumsal algıları, toplumsal davranışları ve grup davranışlarını inceleyen araştırmalar yapar, bunlar hakkında veri toplar. Sosyal psikolojinin araştırma sonuçları, grup davranışları ve toplumsal davranış örüntüleri ile ilgilenen farklı alanlardan ilgi görür ve bunlarca kullanılır.

Psikoloji Biliminin Türkiye’deki Durumu Nedir?

Psikoloji bilimi çıktığı köken itibarı ile aslında Avrupa ve ABD’den dünyaya yayılmıştır. Dünyada psikoloji bilimini geliştiren ve üniversitelerinde geniş olarak yer veren ve bol kaynaklarla geliştiren bu ülkeler, psikoloji biliminin sürekli gelişimini de kendileri sağlıyorlar.

Diğer ülkelerde psikoloji bilimi toplum ve insan açısından yararlı bir bilim dalı olarak faydalanılan bir kaynak olarak yer alıyor. Araştırmalar yapılsa da, bunlar ABD ve Avrupa’daki gibi büyük ölçekli ve uzun süreli çalışmalar yerine daha kısa vadeli, daha küçük araştırmalar olma özelliği gösteriyor.

Türkiye’de toplumumuzun psikoloji kelimesi ile anladığı genellikle “Ruh sağlığı” olsa da aslında psikoloji hem sosyal, hem endüstriyel alanlarda değerli yerini her geçen gün daha da güçlendiriyor.

Psikoloji biliminin ülkemizdeki gelişimi için bu bilimin ne olduğu, ne gibi çalışmalar yaptığı, hangi durumlarda etkili müdahalelere sahip olduğu milletimize doğru anlatılmalı diye düşünüyorum. Aksi halde bir yanlış anlaşılma sürdürülmüş olacak ve bazılarımız hala “Psikoloğa deliler gider” gibi mantıksız ve acımasız bir düşünceye inanmaya devam edeceğiz. Psikoloğa gitmenin delilikle bir ilgisi olmadığı gibi, sıkıntı ve sorunları bulunan insanlarımızı “Deli” gibi kötü bir etiketle etiketlemenin de insanlıkla bağdaşır bir yanı yoktur.

Psikoloji Bilimi İyi Tanıtılmalı

Günümüzün önemli bilimlerinden biri olan Psikoloji Bilimi, tüm alt uzmanlık alanlarıyla birlikte insan ve toplum yaşamının ihtiyaçlarını giderme amacına hizmet etmektedir. İnsanın ve insanlığın yararına, hayrına olan her bilim gibi, psikoloji bilimi de ülkemizde güçlenmeli, insanımız tarafından tanınmalıdır.

Bu konuda psikologlara da çok önemli görevler düştüğü kanaatindeyim. Eğer ki psikologlar (hangi alandan oldukları fark etmeksizin) mesleklerini doğru ve dürüst bir şekilde icra ederlerse, bu değerli mesleği de en doğru biçimde tanıtmış olurlar.

Düşünsenize, bir bilim var ki insanların ve toplumun hiçbir ihtiyacına hitap etmiyor, hiçbir problemin çözümünde fayda sağlamıyor. İnsanlar neden o mesleği, ve o bilimi tanısınlar ve sevsinler ki? Psikoloji bilimi kesinlikle insanlara, topluma ve insanlığa faydalı bir bilimdir ve bu faydalı yönü hem geliştirilmeli, hem de insanlarımıza duyurulmalıdır.


Online Psikolog

sosyal fobi tedavi - sosyal fobi nedenleri - sosyal fobi tedavisi - sosyal fobi belirtileri

Sosyal Fobi Nedenleri ve Tedavisi

Sosyal anksiyete belli ölçülerde hepimizde olabilen bir kaygı türüdür. Sonuçta bizler söz söyleme ya a fikir beyan etme konusunda yüreklendirilen bir toplum değiliz. Konuşmak istediğimizde bazen susmak durumunda kalan, bazense “ayıp olur” diye susturulan, çocukluktan yetişkinlik yıllarına böylece büyüyen insanlarız. Bu arada kendi toplumumuza haksızlık etmeyelim çünkü sosyal fobi sadece bizim toplumumuzda görülen bir problem değil, insana çocukluktan yetişkinliğe daha fazla söz hakkı tanınan Avrupa ve ABD toplumlarında da çok yaygın ve sık görülüyor. Bu nedenle de sosyal anksiyete bozukluğunun kültürel bir olgu olmadığı çok açıktır.

Sosyal fobi, sıradan bir sosyal endişeden farklı olarak kişinin sistematik olarak kaçınma davranışları göstermesine neden oluyor. Diğer insanların yanındayken bir konuşma yaparken heyecanlanmakla sosyal fobisi olan bir kişinin diğer insanların yanında iken konuşma yaparken yaşayacaklarını düşünerek kendince geliştirdiği yollar, iki durum arasındaki farkı da net bir biçimde gösterir. Eğer bir konuda heyecanınız varsa, o durumla karşılaşır ve heyecanınızla yüzleşisiniz. Sosyal fobi ise, o durumla karşılaşmanıza izin vermez. Sanki ucunda ölüm varmışçasına sizi o durumdan sürekli olarak ve sistematik şekilde uzak tutar. Siz o durumla karşılaşmaktan uzak durdukça da durum sizin algınızda daha da tehlikeli, ve daha da korkunç bir hal alır.

Sosyal Fobi Nedenleri

Sosyal fobi bir tek nedene bağlı olarak ortaya çıkmaz. Çoğu psikolojik sorunda olduğu gibi, sosyal fobide de kesin bir neden ortaya konulamamaktadır. Sosyal fobinin gelişmesinde aşağıdaki nedenlerin etkili olabileceği ifade edilmektedir.
Kalıtım: Ailesinde sosyal fobisi bulunan insanlarda sosyal fobi görülme olasılığının daha yüksek olduğu bildirilmektedir. Bu konuda daha detaylı araştırmalar yapılarak uzun süreli incelemelerle bu bulgunun daha netleştirilmesi gerekmektedir.
Biyoloji: Sosyal fobisi olan insanların beyin yapısında farklılık olduğu düşünülmektedir. Beyin merkezindeki organların aktivitelerinde farklılık olduğu ileri sürülmektedir.
Sosyal Öğrenme: Sosyal fobinin küçük yaşlarda gözlemlenerek öğrenildiği ileri sürülmektedir. Buna göre, kişi çok küçük yaşlarda kendisini büyüten anne babasının ya da ablasının sosyal fobik davranışlarını görerek öğrenir ve model alır.

sosyal fobi tedavi - sosyal fobi nedenleri - sosyal fobi tedavisi - sosyal fobi belirtileri

Sosyal Fobi Belirtileri Nelerdir?

Sosyal fobinin başlıklar altında ele alabileceğimiz belirtileri bulunur. Bu belirtileri şu şekilde listeleyebiliriz:

Sosyal Fobinin Bedensel Belirtileri

Kalp çarpıntısı,

Yüz kızarması,

Mide bulantısı ve bazen kusma,

Karın ağrısı ve midede rahatsızlık hisleri,

Soluk almada güçlük,

Ağız kuruluğu,

Titreme ve Terleme.

Sosyal Fobinin Duygusal ve Bilişsel Belirtileri

Yetersizim,

İnsanlar benim hatalarımı görüyor,

İnsanlar gerçek beni gördüklerinde asla sevmezler,

Herkes beni güçlü ve güzel görmeli,

İnsanların yanında hata yapmamalıyım,

Hata yaparsam acımasızca eleştirilirim, yargılanırım ve reddedilirim.

Sosyal fobisi olan kişiler yukarıda yer verdiğimiz bedensel, duygusal ve bilişsel belirtileri gösterirler. Bunlar sonucunda, bunlardan kaynaklanacak şekilde ve bunların tümünü de etkileyen belli davranışlar gösterirler. Bu davranışların tümünde belirgin bir “Kaçınma” özelliği bulunur.

Sosyal fobi davranışları güçlü, girişken ve insanı bulunduğu mevcut durumdan daha iyi bir yere ve de konuma getirebilecek davranışlar değil, tam tersine mevcut durumdan daha kötüye, daha geri bir konuma götüren davranışlardır.

Sosyal fobi davranışları gösteren kişiler diğer insanların yanında herhangi bir eylemi yapmakta zorlanırlar. Akla gelebilecek her şey zor gelir çünkü sosyal fobisi olan kişiler diğer insanlar tarafından yadırganmaktan çok korkarlar.

Sosyal Fobi Tedavisi ve Sosyal Fobiden Kurtulmak

Süreklilik gösteren bir psikolojik sorun olan sosyal fobinin tedavisinde farmakoterapi (ilaç tedavisi) ve psikoterapi yararlı olmaktadır. Farmakoterapi ile birlikte psikoterapi verilmesinin daha yararlı olacağını bildiren araştırmalar da bulunmaktadır. Psikoterapiler arasında BDT yani bilişsel davranışçı terapi sosyal fobide etkili olarak gösterilmiştir.

Sosyal fobiden kurtulmak için başka neler yapılabilir?

Düzenli olarak egzersiz ya da spor yapmak,

Günlük tutmak ve bu günlükte, karşılaşılan durumlarda neler hissettiğini, neler düşündüğünü yazmak,

Sevilen ve yanında iyi hissedilen kişilerle daha sık görüşmek,

Sosyal fobinin kaçınma davranışlarını ön plana çıkarmasına karşılık olarak bu kaçınma davranışları yerine daha güçlü olan meydan okuma ve üstüne gitme davranışlarını gerçekleştirme,

Kaçınılan durumlara aşamalı olarak girmek.

Yukarıda ele almış olduğumuz ip uçları, sosyal fobi tedavisinde kişinin kendi kendine yapabileceği faydalı davranışlardan bir kaç tanesidir. Eğer sosyal fobi ile etkili olarak mücadele etmek istiyorsanız mutlaka bir uzman yardımı (Bir psikiyatrist doktor veya psikolog) almanızı tavsiye ediyoruz. Sosyal fobiyi tanıyan bir uzmanın size yardımcı olması, problemi daha kolay aşmanıza yardımcı olacaktır.


Online Psikolog

tükenmişlik sendromunun tedavisi - tükenmişlik sendromundan nasıl çıkılır

Tükenmişlik Sendromundan Nasıl Çıkılır, Tedavisi Nasıl Olur?

Tükenmişlik sendromu yaşayan kişiler, aynen depresyonda görülen çaresizlik, değersizlik gibi hisleri yoğun olarak hissederler.

Tükenmişlik sendromu belirtileri birkaç başlık altında toplanırken, bir yandan da depresyondaki çaresizlik ve değersizlik hislerine ek olarak kişi bir depresyon da yaşayabilir. Bazen tükenmişlik sendromuna depresyon eşlik ederken bazen de bir kaygı (anskiyete) bozukluğu gelişebilmektedir.

Tükenmişlik sendromu belirtileri, hisler ve duygularda, düşünceler, davranışlar ve insanlar arası ilişkilerde etkilerini gösterir. Kişi duygusal olarak daha üzgün, daha endişeli ya da daha gergin bir duygusal özellik gösterir. Düşüncelerinde kendisine, yaşamına ve insanlara karşı daha olumsuz özellikler ve mantıksız düşünme biçimleri gözlenir.

Tükenmişlik Sendromunun Duygusal Belirtileri

Üzgün, endişeli, karamsar bir duygusal özelliktedir. Kişinin hissettiği duyguların büyük bölümü olumsuzdur. Bu nedenle de, hayata ve geleceğe dair olumsuz duygulara bağlı olarak olumsuz, karamsar beklentiler hakimdir. Kişi kendisini ve yaşamda yerine getirmekte olduğu görevlerinde ortaya koyduğu performansı yetersiz ve başarısız olarak algılar. Bu ise, hissetmekte olduğu olumsuz tüm duyguların şiddetinin artmasına sebep olur.

Tükenmişlik Sendromunun Zihinsel Belirtileri

Kişinin zihinsel aktivitelerinde yetersizlik, yavaşlık, dalgınlık ve unutkanlıklar görülür. Eskiden kolayca yapılan görevler kişiye zor gelir, işlerin bitirilmesi zorlaşır. Dikkat süresi ve kalitesi düşer.

Tükenmişlik Sendromunun Bedensel Belirtileri

Kas ağrıları, bedende ağrı ve rahatsızlık hisleri, soluksuz kalma hissi,  uyku bozuklukları, cinsel işlev bozuklukları, yorgunluk, bitkinlik, halsizlik.

tükenmişlik sendromunun tedavisi - tükenmişlik sendromundan nasıl çıkılır
Tükenmişlik sendromundan çıkmanın yolları

Tükenmişlik Sendromunun Davranışsal Belirtileri

Aşırı hareketlilik, yerinde duramama hali. Kişinin içinde bulunduğu olumsuz duygu durum sebebiyle hareketlerindeki aşırı hareketlilikle birlikte ürettiği işin kalitesi ve performansın verimliliği düşer.

Dikkat düzeyinde belirgin bir düşüş yaşanır ve bu düşüşe bağlı olarak da iş hataları artar. Bu nedenle, kişi hem gerçekten iş performansında büyük bir kayıp yaşar, hem de bunu fark ettiğine “Ben başarısızım” inancının doğrulanmış olması sebebiyle kendisini başarısız, değersiz ve suçlu hisseder.

İş yerindeki ve sosyal ilişkilerindeki performans hızlı, hareketli ve yüzeysel bir durumda olduğu için insanlar tükenmişlik sendromu yaşayan kişilerle vakit geçirmek istemezler. Sendromun özelliği olarak, kişi de sosyal çevreyle vakit geçirmekten hoşlanmaz ve kendi içine kapanır, kendisini sosyalleşmeye kapatır.

Tükenmişlik Sendromu ve Kişiler Arası İlişkiler

Tükenmişlik sendromu yaşayan kişiler, olumsuz düşünce ve yorumlarına bağlı olarak diğer insanlarla ilişkilerinde ciddi sorunlar yaşarlar. Olumsuz duygular ve beklentiler sebebiyle çoğu durumda diğer insanlarla iletişim kurulamadığı gibi, bir yandan da yüzeysel diyaloglar sebebiyle kişi kendisini yalnız hisseder. Diyalog kurmakta zorlanan kişi, duygusuz, mekanik ve karşısındaki kişilerle empati yapmaksızın ilişki kurmaya çalışır haldeyken, bu hal nedeniyle diğer insanlar kişiden uzaklaşmaya başlar.

Yüzeysel ilişkiler, kişinin derdini anlatmaması ve çözüm için doğru yolu bulamaması, ilişkilerde gergin tavırlar, öfkeli, kızgın ve zaman zaman şüphe hisleri sebebiyle kişi diğer insanlardan belirgin bir biçimde uzaklaşır, yalnız kalır. Yalnızlık hali zamanla kalıcı hale gelir.

Tükenmişlik Sendromu Nasıl Tedavi Edilir?

Tükenmişlik sendromunun tedavisi için öncelikle kişinin durmayı öğrenmesi gerekmektedir. Amaçların, hedeflerin ve ulaşılabilirliği olan noktaların bir sınırı olduğunu bilmeli, tek başına başarabileceklerinin sınırsız ve sonsuz olmadığı kabul edilmelidir.

Tükenmişlik sendromu kişiyi hızlandırırken, uzmanlara göre tedavisinde ise daha yavaş, daha anlamlı ve mantıklı hareket etmek doğru olan yoldur.

Daha doğru ve ulaşılması mümkün olan hedefler seçilmesi ve bu hedeflere doğru daha yavaş bir hızla ilerlenerek gidilmesi kişinin tükenmişlik sendromunun tedavisi için kendi payına düşen sorumluluklar arasında yer alır.

Tükenmişlik sendromunu ortaya çıkaran ve aslen kişinin kendi sorumluluğunda olan kısımları fark ederek bu kısımlarla ilgili davranışlarını değiştirmesi çok önemlidir. Söz gelimi, kişi sürekli olarak kendisine zor hedefler koyuyor ve bu hedeflere ulaşmaya çabalarken sendromun içine giriyorsa, bu kısır döngünün farkına varabilmelidir.

Tükenmişlik sendromunun kısır döngüsünde zorlama ve zorlanma vardır. Kişi, yaşadığı zorlukların ve sonucunda karşılaştığı sendromu kendi yaratmasına rağmen bir suçlu arayabilir. Kendisine durumla ilgili suçlu ya da suçlular aramak yerine kısır döngünün farkına varması, tükenmişlik sendromundan kurtulmak adına atılacak en önemli adımlardan birisidir.

Kısır döngü dışında tükenmişlik sendromu yaşayan kişilerin yaşamlarında göze çarpan bir diğer önemli nokta da, özel yaşamla iş hayatı arasındaki dengenin bozulmuş olmasıdır. Bozulan dengede ağırlık iş hayatına kaymış durumdadır. Kişinin bir özel yaşamı ya da aile hayat yok gibidir. Tükenmişlik sendromu yaşayan kişilerin çok büyük bir bölümü hayatı çalışmak için yaşıyor gibiyken, tükenmişlik sendromunun psikologlara göre tedavisinde durum tersine çevrilmeli ve yaşamak için çalışmak hedef haline getirilmelidir.

Tükenmişlik sendromu, hızlanmış olan dünyamızda biz insanların biraz olsun yavaşlamamızın bizler için daha faydalı olacağını bir kez daha hatırlatan bir problem. Çok aygın, çok sık yaşanan ve çok sayıda insanımızın canını yakan bu sendrom aslında yenilmesi mümkün olan bir durum. Yeter ki sendromu yaratan ve sürdüren alışkanlıklar yerini daha doğru, daha dengeli davranışlara bıraksın.


Online Psikolog